Avrupa Birliği’nin yeni korkusu Brexit’ten sonra Frexit!

Avrupa Birliği’nin sallantıları pandemiyle birlikte daha da şiddetlendi. İngiltere’nin çıkışı Brexit ile şimdi gündemde Frexit var.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı Avrupa’da barışın güvencesi olarak görülen Avrupa Birliği, Brexit’in ardından pandemiyle sarsıldı. Fransa’da Brexit’ten öykünen “Frexit” konuşulmaya başlandı.

Takvimler 1951’i gösterdiğinde İkinci Dünya Savaşı sona ermiş, Soğuk Savaş rüzgarları esmeye başlarken Avrupa’nın doğusunda baş gösteren komünizm çekincesi Batı Avrupa’yı bir araya gelmeye itmişti. 1900’lerin ilk yarısının neredeyse tamamını iki dünya savaşı yüzünden harap olmuş bir şekilde geçiren Avrupa bir daha aynı hataya düşmemek için yollar arıyordu.

“Pax Europeana” yani “Avrupa Barışı” şarttı ve bu yolda bağlayıcı, birleştirici işbirliği anlaşmaları kritik bir rol oynayacaktı. 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile temeller atıldı.

1957’de ise Avrupa Birliği’nin öncülü Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu kuruldu. 1965’te bu üç topluluk, Avrupa Topluluğu adıyla tek bir çatı altında toplantı.

Avrupa barışının güvencesi

Tüm bu anlaşmalarda Batı Almanya, Belçika, Fransa, İtalya, Hollanda ve Lüksemburg’un imzası vardı. Ancak en kritik imzalar Fransa ve Almanya’nın imzaları olmuştu. İki dev gelecekte Avrupa Birliği adını alacak topluluğun ve daha önemlisi ‘Avrupa Barışı’nın güvencesiydi.

Bu durum, bugün de böyle fakat Avrupa’nın pek çok ülkesinde baş gösteren milliyetçilik akımı ve pandeminin Avrupa ülkeleri arasına sınırları yeniden çeken doğası AB’yi sarsıyor. Elbette Brexit ile Birleşik Krallık’ın birliğe veda etmesi de “AB dağılacak mı?” sorusunu akıllara getirdi.

Uzmanlar AB sarsılsa da Almanya ve Fransa sistemden çıkmadıkları sürece AB’nin dağılmayacağı görüşünde. Almanya sağlam bir şekilde yapıyı ayakta tutuyor ancak Fransa’daki hava değişimi hiç olmadığı kadar hissedilmekte…

Brexit’ten sonra Frexit

Brexit’ten öykünen “Frexit” hareketi, Polonya Anayasa Mahkemesi’nin çıkışını da örnek göstermekte. Ekim ayının başında Varşova ve Brüksel arasında tansiyon yükselmiş, Polonya Anayasa Mahkemesi, 7 Ekim’de “AB hukuku Polonya yasalarından üstün olamaz” şeklinde bir karar vermişti.

AB “Yaptırımlar masada” derken Varşova ise “AB, şantaj yapıyor” diyor. Ülkedeki kürtaj ve LGBTİ+ karşıtlığı ile Varşova yönetiminin yargı bağımsızlığına bakışı, bir süredir AB tarafından eleştirilmekteydi.

Polonya’nın AB’den çıkacağı endişesi sürerken Fransa’daki eylemler bambaşka ve AB için çok daha büyük bir endişeye sebebiyet veriyor: Ya Fransa ayrılırsa!

Dev bir şüphe

Emmanuel Macron, birlikle olan ilişkileri daha sıkı tutmak ve daha derinleştirmek istiyor ancak pandemi sürecinin başından hatta pandemi öncesi “sarı yelekliler” eylemlerinden bu yana ülkede artan tansiyon ve buna bağlı olarak yükselen milliyetçi, muhafazakar hareket AB’ye dev bir şüpheyle yaklaşıyor.

Lakin her şeye rağmen Fransa’da “Frexit” lehine çoğunluk yok. Frexit fikrini körü körüne savunanlar Macron karşısında kazanma şansı olmayan adaylar. Fransa Ulusal Meclisi Üyesi ve aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi Lideri Marine Le Pen bile 2017’deki seçim yenilgisinden ders almış olacak ki Frexit fikrini açıkça savunmaktan çekiniyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir